Telsiz Haber telsiz
AnaSayfa Haberler Duyurular Etkinlikler ITUpSAT-1 ISS Video Galerisi Dernekler Reklam - İletişim

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Reklam

Solar Data

ANKET

Dijital mi Analog mu?





Tüm Anketler

Dost Kazanma ve Gönülleri Fethetme

TA3PK

30 Nisan 2014, 19:14

TA3PK

DOST KAZANMA VE INSANLARIN GONLUNU FETHETME SANATI
   
Çoğu defa hayatta kendimizi yalnız, yapayalnız hissederiz. Birçoğumuz, cok sıkıldığımız anlarda bile, bir dostumuza telefon açıp da "ocaga çay koy, birazdan ailecek size geliyoruz" deme rahatlığına sahip değiliz. Veya arkadaşımıza "bu akşam yemeğe bize davetlisiniz" diyemeyiz. Hele hele "yarın akşam yemeğe size geliyoruz" demeyi aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Hayatta karşılaştığımız ferdi, sosyal, mesleki hattâ ailevi problemlerimizi, canımızı sıkan bir yığın olayı, çok içten bir şekilde anlatacak ve bizi çok samimi bir şekilde dinleyecek, dertlerimizi paylaşacak dostlar arar durur fakat bir türlü bulamayız.
  
Halbuki büyük kentlerde yaşamaktayız ve belli bir sosyal statüye sahibiz. Etrafımızda görünüşte bir çok meslektaşımız, arkadaşımız, dostumuz ve bir yığın yakınımız, akrabamız var. Ama onlarla münasebetlerimiz hep, bir resmiyet icinde geçer ve daima aramızda geniş bir mesafe bulunur. Zaman zaman candan bir arkadaşımızın, bir aile dostumuzun veya her an yanına gidip her şeyimizi anlatabileceğimiz hürmete lâyık bir büyüğümüzün olmadığını acı acı fark ederiz.
  
Bütün bunların sebebi nedir? 21.yüzyıla girerken bir çok problemine çözüm üreten insan, acaba niçin bu hayat" önemi hâiz konuda ciddi bir mesafe kat edememiştir? Bizi birbirimize karşı bu kadar resmi, soğuk ve mesafeli yapan sebepler nelerdir?
  
Aslında bütün bu soruların cevapları, bizim insanlarla munasebetlerimizde, söz ve davranışlarımızda gizlidir. Yani insanları hayatta bu kadar yalnız hâle getiren yine kendileridir. Eğer insanlar, hayatta öğrendikleri bir çok konu için ayırdıkları zamanın belki yüzde birini, bu soruların cevaplarını bulmak için harcasalar, bunun karşılığını hayatları boyunca fazlasıyla görürler ve çok büyük ve önemli bir problemi çözmüş olurlar.
  
İnsan" münasebetlerde, insanları birbirlerine yaklaştıran, onları çok samimi dost, vefakâr bir arkadaş, candan bir yoldaş hâline getiren birtakım altın kaideler vardır. İşte biz bu yazımızda bu kaideler üzerinde durmak istiyoruz.
  
Birinci Kural:
  
Arkadaşlarınızı, dostlarınızı, yakınlarınızı, hattâ hiç kimseyi tenkit etmeyiniz.
  
Çünkü insani münasebetlerde tenkit çok tehlikeli bir kıvılcımdır. İnsani münasebetler, dost kazanma gibi konularda dünyaca ünlü Amerikalı uzman Dale Carnegie bu konuda şunları anlatır:
  
"Çok gençtim. Yazarları konu alan bir yazı hazırlıyordum. Bazı yazarlara mektup yazıyor, onlardan cevap alıyordum. Bana gelen mektupların birinin sonunda şöyle bir not vardı: "Dikte edilmiş fakat okunmamıştır." Yani mektup birine cümle cümle yazdırılmış fakat yanlışlık, eksiklik var mı diye okunmamış. Bu mektubu gönderen yazara çok özendim. Kimbilir ne kadar meşguldu ve şüphesiz ne kadar önemli bir insandı. Bu nottan öyle etkilendim ki, bir zamanlar Amerikan edebiyatının ünlüleri arasına girmiş olan Richard Harding Davis'e yazdığım mektubun sonuna aynı notu ekledim: "Dikte edilmiş fakat okunmamıştır." Böylece ben de önemli ve çok meşgul birisi olduğumu anlatmış oluyordum. Davis'ten cevap olarak benim yazdığım mektup geldi. Davis küçük bir not ekleyerek mektubumu iade ediyordu ve bana "Terbiyesizlik yolunda kendinizi geçmissiniz" diyordu.
  
"Davis tamamen haklıydı. Belki az bile söylüyordu. Fakat neticede bana hakaret ediyordu ve ben bir insandım. Davis'in bu hareketini, haksız ve hatalı olan ben olduğum hâlde, hiçbir zaman affetmedim. Onun ölüm haberi duyulduğunda pek çok insan üzülürken, benim hissettiğim, itiraf ederim ki yalnızca yıllar önce işittiğim hakaretin acısıydı.
 
"İşte siz de ölünceye kadar devam edecek bir kırgınlık meydana getirmek istiyorsanız, hemen haklı veya haksız acı bir tenkide girişiniz."
  
İnsan kupkuru bir mantıktan ibaret değildir. İnsan daha çok hissi bir yaratıktır. Gururu, nefsi istekleri, peşin hükümleri, doğruluğuna kesin olarak inandığı dogmalari vardır. İnsanlarla münasebetlerimizde asla unutmamamız gereken gerçek budur.
  
 Cok tehlikeli bir kivilcimdir tenkit. Bir kivilcim, bir barut ficisindan farksiz olan insan gururunu aninda infilâk ettirebilir. Ve boylece biz, en kiymetli dostlarimizi, arkadaslarimizi, yakinlarimizi kaybedebiliriz.
  
 Insan" munasebetlerde cok basarili olan Benjamin Franklin'e basarisinin sirri soruldugunda bunu soyle cevaplandirmisti:
  
 "Her degersiz adam, durmadan tenkit eder. Durmadan sikâyet eder. Durmadan suclar. Ben hic kimsenin kusurundan, kotulugunden bahsetmedim. Herkesin iyi taraflari vardir. Ben hep o iyi taraflari anlattim. Benim basarimin en onemli sirri budur."
  
 Netice olarak, baskalarini suclamak, tenkit etmek yerine, onlari anlamaya calismak, cok daha faydalidir. Insanlarin nicin, hangi sebeplerle, tenkidini dusundugumuz sekilde davrandiklarini kavramaya calismaliyiz. Bu yol, tenkitten cok daha tesirli ve yapicidir. Insanlar arasinda sarsilmaz bir sevgi, kardeslik, dostluk, arkadaslik, hosgoru, nezaket ve zerâfet olmasi, insanlarin birbirini durmadan tenkit etmesiyle degil, anlamaya calismasiyla mumkundur.
  
 Ikinci Kural:
  
 Insanlari takdir ediniz, onlara onemli bir kisi olduklarini hissettiriniz, onlara yalana kacmadan iltifatta bulununuz.
  
 Unlu dusunur John Dewey, insanlardaki en onemli duygulardan birinin, onemli olma arzusu oldugunu soyler. Fakat ne yazik ki uyku ve gida kadar ihtiyac olan onemli olma arzusu, uyku ve gida kadar kolay tatmin olmaz.
  
 Samimi bir takdiri, iltifati hangimiz ozlemeyiz? Hangimiz buldugumuz zaman reddederiz.
  
 Yillar once cok sevdigim ticaret adami bir agabeyimiz bana, "hocam, arkadaslar yanima geliyorlar, 'agabey sen soylesin, sen boylesin' diye bir yigin takdir edici sozler soyleyip, cok tatli iltifatlarda bulunuyorlar. Ben bu arkadaslarin bana iltifat ederken saydiklari vasiflarin, ozelliklerin bende olmadigini adim gibi biliyorum fakat, yine de hosuma gidiyor" dedi. Evet, yapmacik olmayan, samimi bir takdirden, bir iltifattan hoslanmayacak kimse yoktur.
  
 Guzel sozler duyma, takdir edilme, onemli, degerli bir insan olma arzusu; insanin icini kemiren acliklarin, susuzluklarin en siddetlisidir. Bazi insanlar bu arzuya esir olmadan iradelerini kullanarak kendi yerlerini bilirler, fakat buyuk cogunlukla insanlar bu arzunun tuzagina dusup kendilerine yapilan ve gercek olmayan abartilmis iltifatlara maglup olurlar.
 Dostlarimizi bu sekilde aldatmaya da hakkimiz yoktur. Onlari hakikaten kendilerinde olan guzellikleri icin veya haklarinda husn-u zannimiz oldugu takdirde, yerinde iltifatlarla mesru sekilde medh etmeliyiz. Aksi takdirde riya ve dalkavukluk gibi insana yakismayan davranislara girmemiz isten bile degildir.
  
 Iyi insan olmak isteyen fakat bir turlu firsatini ve ortamini bulamayan insanlarin, kucuk de olsa iyi yonleri varsa, bu yonlerini kuvvetlendirmeleri icin onlarin yuzune karsi iltifat etmek daha faydali olur. O kisinin takdir edilmesi kendine olan guveni artiracak "demek insanlar iyi yonlerimin de farkina varabiliyorlarmis" diyerek, daha iyi olmaya gayret edecektir. Bazi bilim adamlarina gore, yasadigimiz dunyada onemli olma firsati bulamayanlar, kendilerine ayri bir dunya kuruyorlar ve o dunyada cok onemli birisi olarak yasiyorlar.
  
 Dale Carnegie, sahasinda otorite olan bir doktora soruyor: Insanlar neden deliriyor? Doktor soyle cevap veriyor: Hic kimse bunu tam olarak bilemez, ancak, cogunun gercekler dunyasindan kacarak, onemli olduklari bir dunyaya goctukleri muhakkak.
  
 ABD'de celik uretimi konusunda ondan cok daha bilgili insanlar varken, nicin Schwap'a yilda bir milyon dolar maas veriyorlardi. Cunku Schwap, insan idare etme sanatinin ustasiydi. Schwap diyor ki:
  
 Ben insanlara heyecan verebiliyorum. Insanin yeteneklerini gelistirmesi ve kullanabilmesi, takdir ve tesvik edilmesine baglidir. Yoneticilerinin tenkitleri kadar, insanin calisma ve basarma askini ve sevkini olduren bir sey yoktur. Ben insanlara hiz vermek icin onlari overim. Insanlarda kusur bulmaktan nefret ederim. Begendigim bir seyi takdir etmekte asla gecikmem. Bundan da buyuk bir zevk alirim. Simdiye kadar unu, makami ne olursa olsun tenkit yerine, iltifat duyup da daha cok gayrete gelmeyen hic kimse tanimadim.
  
 Ucuncu Kural:
  
 Insanlara karsi gulumseyiniz. Yuzunuzu eksitmeyiniz.
  
 Peygamber Efendimiz (sas)'in tavsiye ve davranislarindan bir cogu dost kazanmanin pratik olculerini vermektedir. Daima mutebessim ve huzur veren bir cehre ile insanlarin arasinda bulunan, uzuntulu olsa bile yuzunu eksitmeyip ancak mahzun duran bir Nebi'nin ummeti olan bizler, maalesef sokakta, okulda, otobuste hep suratimiz asik ve her an patlayacakmis gibi geziyoruz.
  
 Dorduncu Kural:
  
 Insanlara karsi comert olunuz. Kucuk menfaatlere tenezzul etmeyiniz.
  
 Comertlik ve eli aciklik en onemli vasiflarinizdan biri olsun. Bu sizi asla fakir yapmaz ve sizin iktisatli yasamaniza bir eksiklik getirmez. Bir cay icirmekle, bir yemek yedirmekle cok gonuller fethedebilirsiniz; bir cay icirmekten kacarak, insanlar arasinda pinti diye anilmakla da cok insani kacirabilirsiniz.
  
 Besinci Kural:
  
 Insanlardan selâmi esirgemeyiniz.
  
 Selâmla girdiginiz bir yerde ve bir toplulukta size karsi olan pesin hukumler ve kotu bakislar birden degisecek ve ortalik yumusayacaktir. Insanlarin gerilimi ve atmosferin sikintisi rahatlamaya donusecektir. Kirici konusma yapmaya hazirlananlarin sunguleri dusecektir.
  
 Altinci Kural:
  
 Insanlara karsi acik ve dogru sozlu olunuz, fakat bu sizin her dogruyu, hem de kati ve kirici bir uslûpla soylemenizi gerektirmez.
  
 Insanlara karsi ikiyuzlu davranmayin, acik ve net olarak dusuncelerinizi yumusak ve sakin, mumkunse mutebessim bir sekilde soyleyiniz. Soyleyecekleriniz arkadasinizin kucuk dusmesine sebep olacak bir davranisi ise ve onun pismanligini hissettiniz ise soylemeyin ve Allah (cc)'in Settar ismine uygun davranin. Eger bu kotu davranisini duzeltmesini istiyorsaniz, kimsenin olmadigi bir yerde onu uzmemeye ve kirmamaya calisarak, hattâ ozur dileyerek ikaz etmeye bakin.
  
 Netice olarak arkadaslarimizi, dostlarimizi, yakinlarimizi, hattâ hic kimseyi tenkit etmeyelim. Insanlari daima takdir edelim, onlara onemli bir kisi olduklarini hissettirelim ve sevdiklerimize iltifatta bulunalim. Daima mutebessim ve guleryuzlu olalim, comert davranalim, selâmi eksik etmeyelim. Iste o zaman cevremiz her seyini bizimle paylasmaktan mutluluk duyan dostlarimizla dolacak ve biz onlarin gonullerinde daima seckin bir yere sahip olacagiz.
  
 Kaynaklar
  
 - Kutub-u Sitte.
 - Dale Carnegie, Dost Kazanma ve Insanlari Etkileme Sanati, Timas Yayinlari, Ist. 1997, s. 21-31.

 
 

Bu haber 867 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
TB2BKK TB2BKK
Baofeng DM-5R atağı ve piyasaya olası etkileri
TA2IH TA2IH
Mors Dersleri -3
TA3PK TA3PK
Morse Telgrafı

Reklam

vizyon telsiz, motorola turkiye

HAVA DURUMU


EN ÇOK OKUNANLAR

Kategoriler:
Ana Sayfa - Haberler - Duyurular - Etkinlikler
Video Galerisi - Dernekler / Kulüpler - Firma Rehberi
Hizmetler:
Facebook - Twitter - RSS
İletişim:
Künye - Bize Ulaşın
İhbar Hattı - Reklam

Sitemizde yer alan ve adımıza tasdiklenmemiş olan içerik, referans/kaynak belirtilmediği sürece kendimize ait olup, kaynak belirtilmeden başka ortamlarda yayınlanması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 25. ve 36. maddeleri gereğince yasalara aykırıdır. İçeriği başka platformda paylaşmak istediğiniz taktirde, kaynak bilgisini yazının bitimine eklemeniz gerekmektedir. Aksi takdirde doğacak yasal sorumluluk, içeriği paylaşanlara aittir.